Image Hosted by ImageShack.us
Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us
GÜL BAHÇESİ




...GÜLBAHÇEME HOŞ GELDİNİZ....vahdetfm dj lerimiz :...subat75...umut27...sogukgece...

RADYO GiRiS

Image Hosted by ImageShack.us

MENÜ
...AYETLER...

  • - Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla...
  • 1- Yaratan Rabbinin ismiyle oku!
  • 2) İnsanı bir kan pıhtısından yarattı.
  • 3) Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir.
  • 4) Ki O, kalemle öğretendir
  • 5) İnsana bilmediğini öğretti.
  • 6) Hayır, hayır; gerçekten insan, azar.
  • 7) Kendini yeterli gördüğünden.
  • 8) Şüphesiz dönüş yalnızca Rabbinedir.
  • 9) Engelleyeni gördün mü?
  • 10) Namaz kıldığı zaman bir kulu.
  • 11) Gördün mü? Ya o, doğru yol üzerindeyse
  • 12) Yahut takvayı emrettiyse?
  • 13) Gördün mü? Ya yalanlayıp yüz çevirdiyse,
  • 14) Allah’ın gördüğünü bilmiyor mu?
  • 15) Hayır, hayır; eğer o, son vermeyecek olursa, elbette, alından tutup sürükleyeceğiz.
  • 16) Yalancı ve günahkâr alından.
  • 17) O halde çağırıversin derneğini...
  • 18) Biz de zebanileri çağırıveririz!
  • 19) Hayır, hayır; ona itaat etme! Secde et ve yaklaş!
  • ...
  • ...HADİSLER...

  • - "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
  • 1- "Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah Teâla hazretleri sizi helak eder ve yerinize, günah işleyecek (fakat tevbeleri sebebiyle) mağfiret edeceği kimseler yaratırdı."
  • 2) "Allah Teâla Hazretleri diyor ki: "Ey Ademoğlu! Sen bana dua edip, (affımı) ümid ettikçe ben senden her ne sâdır olsa, aldırmam, ben seni affederim. Ey Ademoğlu! Senin günahın semanın bulutları kadar bile olsa, sonra bana dönüp istiğfar etsen, çok oluşuna bakmam, seni affederim. Ey ademoğlu! Bana arz dolusu hata ile gelsen, sonunda hiç bir şirk koşmaksızın bana kavuşursan, seni arz dolusu mağfiretimle karşılarım."
  • 3) "Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: "Allah Teâla hazretleri buyurdular ki: "Büyüklük benim ridamdır, azamet de benim izarımdır. Kim, bunlardan birinde benimle iddialaşmaya kalkarsa, onu cehenıneme atarım."
  • 4) "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Beş vakit namaz, bir cuma namazı diğer cuma namazına, bir ramazan diğer ramazana hep kefârettirler. Büyük günah irtikab edilmedikçe aralarındaki günahları affettirirler."
  • 5) "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Sabah namazını (cemaatle) kılan, Allah'ın garantisi altındadır. Sakın Allah, (ona verdiği garantisi sebebiyle) size bir ceza vermesin!"
  • Dini Siteler

    GÜNÜN SÖZÜ

    Yapim asamasinda
    MEVLANADAN ÖĞÜTLER

  • 1-Cömertlik ve Yardim Etmede Akarsu gibi ol...;
  • 2-Sefkat ve Merhamette Günes gibi ol...;
  • 3-Baskalarinin Kusurunu Örtmede Gece gibi ol...;
  • 4-Hiddet ve Asabiyette Ölü gibi ol...;
  • 5-Tevazü ve Alcak Gönüllükte Toprak gibi ol...;
  • 6-Hosgörülükte Deniz gibi ol...;
  • 7-Ya Oldugun gibi Görün,Ya Göründügün gibi ol...;
  • ...Mevlana
  • Tasavvuf ve Ahlak

  • - Gülsenem
  • - Canmurat
  • - Semanisan
  • - masalperisi
  • - bennur76
  • - umut27
  • - rindiseyda1
  • - mehmetorhandurdu
  • - koyundanyavasgerek
  • - enpopüler
  • - sonsuzlukkervanı
  • - sevda1000
  • - hulos
  • - bahardali
  • - sami92
  • - pakdeniz
  • - düsbahçesi
  • - zahara
  • - cennetülhuri
  • - sevimlişey
  • - ordabirokulvar
  • - sessizçıglık1
  • - ensarlar
  • - mihri
  • - serapça
  • - sevda2005
  • - mevlana1
  • - çölsuyu
  • - ustaplan
  • - kalbinur
  • - besmele
  • - angelyürek
  • Videolu sohbetler
    Ya oldugun gibi görün,Ya göründügün gibi ol..


    • Mayıs 14, 2008 - GÜLMEYENLER BAHÇESİ...

     
     
    öyle bir bahçeki bu bahçe Gülmeyenler Bahçesi,
    öyle bir bahçeki gözyaşları suluyor burda gülleri,
    öyle bir bahçeki acıyla akan gözyaşları, kanları kıpkırmızı güllere dönüştürüyor....
    acıyı yutkunuyorum yine, boğazımı tırmalayarak iniyor aşağıya,
    susuyorum çünkü konuşamıyorum bilee..
    ben ağlarken konuşamam ki





    İÇİMDE AĞLAYAN ÇOCUKLAR AŞKINA...
    SEVDA YAZAMADIĞIM İÇİN,
    KUDÜS'ÜN SOKAKLARINA...
    ILIK BİR YAZ AKŞAMI...
    GÖZYAŞALARIYLA DÜŞECEĞİM...
    GECENİN KARANLIĞINA..









    'gülüşümde bile hüzün var benim,
    hüzünle örülmüş beyaz kefenim,
    yüzümde çizgiler destesi hüzün,
    içimde hayatın bestesi hüzün....'





    'Allah'a hicret edesim geliyor, zalime kalkan olasım,
    Hicrete toprak olasım geliyor, mazluma canân olasım,
    O'nun yolunda ölesim geliyor, Nebi'ye komşu olasım,
    Ölümü yok edesim geliyor, cennete şehit tahtı kurasım..'















    acıyı yutkunuyorum yine, boğazımı tırmalayarak iniyor aşağıya,
    susuyorum çünkü konuşamıyorum bile....












    Kudüs göklerinde kara bulutlar
    Bulutlar içinde ışık saçarlar.
    Filistin'de küçük, beyaz yumruklar
    Anne feryatları gökleri sarar.
    Haydi Ammar, haydi Ammar, durma
    Ebabiller sana kanat çırparlar.

    Taşından büyük öfken bilenir
    Yüreğln kadar sıkı avuçlarında.
    Süleyman seni seyreder sana güvenir
    Mescid-i Aksa'nın kapılarında.











    Sen ZULMEDENİN zulmünü,

    AL BAŞINA GEÇİR Ya Rabb

    Ve Ebabil kuşlarını,

    Başlarında uçur Ya Rabb...








    'gülüşümde bile hüzün var benim,
    hüzünle örülmüş beyaz kefenim,
    yüzümde çizgiler destesi hüzün,
    içimde hayatın bestesi hüzün....'









    'Sakın, ALLAH'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak,ALLAH onları (cezalandırmayı),korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor.'(İbrahim-42.Ayet)



    Bunu bari fazla görmeyelim onlara..

    Hani dünyalık isterken.. Hani güzel işler, bol kazanç, sıkıntısız bir hayat, iyi bir aile ... isterken; onları da düşünsek..
    Gülüp eğlenirken gelmiyorlar aklımıza.. Gezip tozarken gelmiyorlar..
    Kahkaha atarken gelmiyorlar.. Televizyon izlerken gelmiyorlar.. Maç veya dizi izlerkende gelmiyorlar..
    Ama yazalım aklımızın bir köşesine, rabbimize açtığımızda ellerimizi; onları da unutmayalım..
    Çok değil dimi bu istek..


    Onların tek suçları: 'Allah ve Rasulune inanmaları'
    Le İlahe İllallah, Muhammeden Rasulullah demeleri..
    Yani; sen gibi, ben gibi, biz gibi..
    ................................


    Alıntı..!


    Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    • Mayıs 12, 2008 - DUANIN GÜCÜ...

    Dua Eden Kadın

    Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir." (el-Bakara, 153) Evleneli 15 yıl olmuştu. Eşi anlayışlı, çocuklarına düşkündü. Biri kız, ikisi erkek, cennet çiçeklerini andıran üç tane çocukları vardı. Mutluydular. Her ne kadar kıt kanaat geçinseler de mutlulukları her şeye katlanmasını kolaylaştırıyordu.
    Bir gün Rahime Hanım, eşine:
    "-Oğullarımızı sünnet ettirelim artık, büyüdüler." dedi.
    Eşi ise buna karşı çıktı. İstiyordu ki, sünnet merasimi, mevlitli bir düğün şeklinde olsun.
    Çocuklar da hevesini alsın...
    Gel gör ki, asgarî ücretle çalışıyordu ve buna imkânları yoktu. En sonunda hanımının ısrarlarına dayanamayıp, çocukları bölgedeki hayır sahiplerinin yaptığı toplu bir sünnette ücretsiz olarak sünnet ettirdiler. Büyük oğulları bir hafta içinde iyileşip, eski sağlığına kavuştu.
    Dokuz yaşındaki küçük oğlu ise bir ay aradan sonra zoraki kalkabildi. Ve birkaç gün sonra ateşlendi. Ardından eklem yerleri şişmeye başladı. Bu arada on kilo birden almıştı. Parasızlıktan doktora götüremediler. Üç ay ağrı kesicilerle durdurmaya çalıştılar, olmadı. Sonunda borç parayla doktora götürdüklerinde sanki dünyaları başlarına yıkıldı. Çünkü ciğerpâreleri kan kanseriydi. Bir senede iyileşir umuduyla tedaviye başladılar, üç yıl devam ettiler. İlaçlar ve tedavi masrafları, çok pahalı olduğu için tedaviyi durdurmak zorunda kaldılar. Bu zaman zarfında ellerindeki azıcık birikimleri de sabun köpüğü gibi eriyip gitti.
    Yıkılan ümitleri, âilede başlayan huzursuzluk da başlı başına yıkıma uğratmıştı hepsini...

    Rahime hanım, bir yandan eriyen oğluyla birlikte eriyor; bir yandan da duâlarla yaptığı çeşitli otları gözyaşlarıyla oğluna içiriyor ve:
    "-Hadi yavrum iç, şifayı verecek Allâh. O diledi mi, bütün dertlere her şey ilaç oluverir diye..." telkinler veriyordu. Zavallı beyi de çaresizlikten bunalmış, gülen yüzü, âilesine ve hasta oğluna karşı âdeta diken olmuştu. Rahime hanım artık eşini tanıyamaz olmuştu. Oğlunun hastalığını hep Rahime hanımdan biliyordu. Rahime hanım, güleryüz ve müsâmaha gösterdikçe iyice suçlu oluyordu. Oğlunu yatakta gördükçe:"-Borçlardan bıktım, siz beni âleme rezil ettiniz!..Ben bunun altından nasıl kalkarım?" diye eline geçirdiği sopayla hasta oğlunu dövmeye başlıyordu.
    Ana yüreği dayanamıyor, elinden yavrucuğunu almaya çalışınca; kocası ikisini de dövüp sokağa atıyordu. Sabaha kadar ana-oğul sarmaş dolaş ağlayarak geceyi dışarıda geçiriyorlardı. Rahime hanım hep Rabbine sığınıp duâ ediyordu:
    "-Ey merhametlilerin merhametlisi Allâh'ım! Senden başka kapım yok. Bütün kapılar kapandı. Bak, senin mülkünde çaresiz, sana sığınıyorum, yavruma şifâ ver!"
    Rahime hanım, kapının önündeki sedirin altına battaniye saklamaya başladı. Bazı geceler dışarı atılınca oğlunu battaniyeye sarıyor ve birlikte kapının yanındaki sedirde geceliyorlardı.

    Sıkıntılar bitmiyordu. Rahime hanım annesine gidip yardım istedi. Annesi ise:
    "-Çocuklarını bırakıp gel, ben sana bakarım." deyince, dünyası bir kere daha yıkıldı. Yavrularını kime, nasıl bırakabilirdi?!. Buna yüreği nasıl dayanırdı. Son bir ümit, kaynanasına müracaat etti. O ise duymazdan geldi, ilgilenmedi bile...
    Bütün bu sıkıntılara daha fazla dayanamayan Rahime hanım, ümitsizlik içinde beş vakit namazını aksatmaya başladı. Artık her şeyden, herkesten nefret etmeye başlamıştı.

    İşte bu sıralarda sâliha bir komşusu zekat ve fitre paralarını toplamış, bir kap yemekle onu ziyarete gelmişti. Zaten sâliha komşuları da olmasa aç geçecekti bütün günleri. Nasihat etmeye başladı Rahime hanıma:
    "-Bak Rahime kardeş, biz sana ne kadar yardım etsek, bizimki sınırlıdır. Ama Rabbimizin hazinesi hudutsuz... Sen O'na bağlan, O'ndan iste. Bol bol namaz kıl, duâ et. Teheccüdlerde bir ana olarak çal o kapıyı. Rabbimiz seni kesinlikle geri çevirmez. Onun merhameti, senin oğluna olan merhametinden daha fazladır." diye teselli etti.
    Rahime hanım, Allâh'tan kendisine sabır ihsan etmesini diliyordu, yavrusu için şifâ, eşi için de merhamet!..

    Sıkıntılarla dolu bu üç sene hepsinden pek çok şey götürmüştü. Kocası daha önceleri iyi bir insan olmasına rağmen namaz kılmazdı. Şimdi ise çaresizlik, başkasına muhtaç olmak, iyileşmeyen hastalık iyice çileden çıkarmış ve Rahime hanımın yapmış olduğu ibâdetlere karşı alay etmeye kadar götürmüştü, onu... Bir gün sinirleri iyice boşalan kocası, Rahime hanım, gözü yaşlı namaz kılıp duâ ederken kendisiyle alay edip:
    "-Sen bol bol havaya konuş, ağla, sana kim yardım eder." deyip kahkaha attı.
    O ise daha bir azimle duâya sarılıyor ve şifalı bitkilerden deniyordu.
    "-Rabbim şu otları vesile kıl, şifâ ver." diye niyaz ediyordu.
    Başka bir gün beyi:
    "-Yokluktan bıktım, boşanalım." demek zorunda kaldı. Rahime hanım ise her fırsatta:
    "-Sabredelim." diyor ve bir taraftan yaptığı el işiyle evin geçimine yardımcı olmaya çalışıyordu.

    Rahime hanım, birgün çevresinden bulduğu parayla oğlunu kontrole götürünce, doktorlar tahlil sonuçlarını mucize olarak değerlendirdiler. Allâh, Rahime hanımın duâlarını kabul etmişti. Yavrucuğunun hastalığı iyileşmişti.
    10 gün sonra Ankara'dan, hastahaneden aradılar ve hastalığının tekrarlamaması için bir ilaç geldiğini ve bu ilacı mutlaka kullanması gerektiğini söylediler. İlacın fiyatı ise o günkü fiyatlarla yediyüz otuz milyondu. Rahime hanımın, duânın gücüne inanmak istemeyen kocası ise sevinç gözyaşları içinde:
    "-Duâ et hanım, senin duâlarınla buluruz inşâallah." diye çalmadık kapı bırakmadı.

    Uzun süredir herkesi kuşatan ekonomik sıkıntılar sebebiyle kimseden ses çıkmadı. Birgün hastahâneden bir hemşire arayıp:
    "-Ben sizin için iki yüz milyon topladım, siz ne kadar buldunuz." dedi.
    Hiç bulamadıklarını söyleyince, onlara:
    "-Haftaya Cuma gününe kadar tamamlayın, haydi siz de biraz gayret gösterin." dedi hemşire.

    Komşularından bir hanım, bir bilezik bağışlamaya söz vermişti. Sonra bir bahane uydurarak vaz geçti.
    Perşembe günü olmuş, hiçbir kuruş bulamamışlardı. Bilezik vermeyi vaad eden komşusu o akşam kendilerine uğradı ve yeni bir teklifte bulundu.
    "-Ben oğlumu evlendireceğim, size yardım edemem. Yalnız sizin şu hiç kullanmadığınız çamaşır makinesiyle fırını satın alarak yardım etmiş olayım." dedi.
    "-Kaç para verirsin." dediklerinde;
    "-İkisine 100 milyon veririm!.." dedi.
    Rahime hanımın deterjan parası bulup da hiç kullanamadığı bu makineyi; açgözlü komşusu böyle bir zor zamanda, yok fiyatına almak istiyordu. Çaresizlik içinde sattılar. Rahime hanım ağladı, yüreği yanmıştı. Kötü komşusunun, kendilerinin zor günlerini istismâr etmesi gücüne gitmişti.

    Son bir ümitle, Safranbolu'da oturan bir tanıdıklarına telefon açıp onlardan yardım istediler. Onlar da:
    "-Ümit vermiş olmayalım, ama araştıracağız." dediler. Rahime hanıma, beyi:
    "-Uğraşma, kimse yardım etmez!" diyordu. Rahime hanım gözyaşları içinde duâya yöneldi.
    Gece geç saatlerde telefon çaldı. İsminin Zehra olduğunu söyleyen bir hanım, adreslerini isteyip âcil para göndermek istediğini söyledi. Ankara'ya gidecek yol paraları olup olmadığını sordu, Zehra hanım.
    Rahime hanım, utanarak:
    "-Yok!.." deyince, yol masrafı için de ayrıca para gönderdi.
    Hemen hastahaneye telefon açıp parayı bulduklarını söylediler. Gözyaşları ve şükür duâları arasındayken bir zarf geldi, içindeki para da tamdı.
    Sabahın ilk ışıklarıyla otobüse binilip hep birlikte hastahaneye gidildi. Rahime hanımın oğlu, ilk kez ağlamadan sedyeye yattı ve:
    "-Anneciğim bu son, bir daha gelmeyeceğiz değil mi? Allâh bana para gönderen teyzeden râzı olsun, onun da en zor ânında yetişsin!" dedi.
    Anne-babası da gözyaşları içinde duâya iştirak ettiler.

    Hastahanede geçen birkaç günden sonra Rahime hanım, oğluyla eve geldiklerinde, kızı ve oğlu sevinçle karşıladı gelenleri...
    Rahime hanım, babalarının nerde olduğunu sordu. Çocuklar da iki gündür ekmek alamadıklarını, babalarının evdeki bakır tencereleri satıp ekmek getireceğini söylediler. Derken babaları geldi. Gözleri gülüyordu. 10 tane ekmek almıştı. Sevinç içinde:
    "-Yanına bir çay demleriz, bu gün doyacağız çocuklar..." dedi. "Allâh'a şükür, zor günler geride kaldı."

    Rahime hanım, günlerce uykusuz kaldığı için kanepede uyuyup kalmıştı. Gözlerini açtığında beyi, gözyaşları içinde namaz kılıyordu. Namazdan sonra ellerini kaldırıp:
    "-Rabbim beni affet, uzun ömür ver. Çalışayım borcumu ödeyeyim, sana iyi bir kul olayım. Rabbim sâliha eşimden de râzı ol, eğer onun sabrı ve Sana olan tevekkülü olmasaydı, ne yapardım?!. Bize para gönderen tanımadığımız kuluna da daha bol mal-mülk ver, hayır ve hasenâtını da devam ettir. Âmin." dedi.


    "(Rasûlüm!) De ki: (Kulluk ve) yalvarmanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin?" (el-Furkan, 22)


    Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    Hakkımda

    Tam otuz yıldır saatim işlemiş ben durmuşum; Gökyüzünden habersiz, uçurtma uçurmuşum...

    Kategoriler

    Kategori yok

    Arkadaşlarım


    hakdost

    gulsenem

    canmurad

    semanisan

    masalperisi21

    mehmetorhandurdu

    koyundanyavasgerek

    rhbg

    fuadyusufoglu

    enpopuler

    sevda1000

    hulos

    bahardali

    sami92

    pakdeniz

    aysberg

    zahara

    ordabirokulvar

    yagmurmah

    abunaar

    sevda2005

    mevlana1

    colsuyu

    gulumcan

    ustaplan

    tutuklanandestanlar

    honos

    codbul

    BESMELE

    kalbinur

    zeynaa

    namikkemalakay

    gecemisanayazdim1

    zerirem

    sufiderwish

    angelyurek

    maviumutlar

    metekan

    uzlet

    berkendal

    dernekli

    waterfaal

    sebil

    sermest

    candansayfa

    kehkesani

    mesale

    ruzun

    ruhumdaninciler

    cecenistan61

    dilsizmutercim

    93busra

    emins

    avare66

    aslanomer

    ilkerpamukcu

    yeniirmak

    davutkurkut

    ekim2001

    Beyazkalemim

    bizimada

    mihri

    magicdesignhayaleturet

    ref88

    minare

    laberri34

    neslihobi

    ensarlar

    sessizciglik1

    nezaketbolat1

    sohbetsevenler

    paci

    myvizyon

    siargunlugu

    fatihinsatirlari

    ellerefidanboylumellere

    hisari

    mehtapcaisler

    umut27

    huseyinizgi1984

    birdiyar

    sevdamruhumda

    birseyvar

    sivist

    Mansur

    muhammetreis0678

    destebasi

    Huzuryolu1

    vahdetfm

    sorularlaislam

    okanbozkurt

    sevgicadisi

    cipis

    mevlana3

    hamd

    vaktivisal

    azadgulu

    Acihangir

    Rahmetli645

    rufeydem

    nilislam

    mutluhayat

    bennur76

    hunerlerim

    rerays

    gulivahdet

    ellerimesaglik

    settarkulu

    sancaktarbey

    hasanbeyan

    vuslatgulu

    morvadi

    SanaGeleyim

    kerrar

    nursalkimi

    mukaddime

    siiringozyaslari

    benpacella

    ummahindostlari

    cansofi

    eserlerle

    oktayusta

    cesmidil

    hasret12378

    pacelladan

    feyzz

    filizden

    rahmetyagmuru

    chamdali

    ebvaa

    sizintilar

    hayalleringemisi

    siyahpatya

    asu78

    KuLdaN

    hiramusta

    salat20

    igra

    alican2783

    gulldeste

    2563

    sinedecanisigi

    aydanur42

    bilaltaha

    karyatit

    beyazdilekcemsin

    geldostagidelim

    surgunsehrim

    sevdalinkafm

    ferzane

    vuslat78

    guleferman

    bayramsekeri

    AskinaDilenciyim

    rahmettfm

    dogangunes1000

    asibakislim

    yasina

    Sensizken

    gulkokulum

    paci2

    sonsuzlukkervani

    sevgipinari01

    Selinguven1

    seyyahcagri

    meleksoylu


    RADYO GiRiS

    Image Hosted by ImageShack.us